Yüreğinde Bir Çocuk Taşıyan Tüm Kadınlara…


Bu gece aslında bu yazıyı yazmak için ne kadar yanlış bir zaman. Aklımda uçuşan milyonlarca kelime arasından doğrularını bulup çıkarmak, onlardan anlamlı cümleler oluşturmak ne kadar zor.

Anneme kendi başıma aldığım ilk hediye, birkaç çengelli iğne idi. İlkokula gidiyordum ve aslında cebimdeki parayla daha anlamlı bir şeyler alabilecekken, nedense gidip birbirine kenetlenmiş çengelli iğneler almıştım. O gün ne düşünmüştüm hatırlamıyorum bu hediyeyi seçerken. Tek hatırladığım annemin hediye paketini açtığı an, yüzünde kocaman bir gülümseme ile bana sıkı sıkı sarılmasıydı. O gün annemi o birkaç çengelli iğne ile mutlu edebilmiştim. Yıllar yıllar geçtikten sonra kerametin çengelli iğnelerde değil, bende olduğunu ancak anlayabilmiştim.

Kendi annemden sonra hayat bana pek çok başka anne sayesinde de pek çok şey öğretti. Anneler, her zaman hayatımın merkezinde oldular. Önce çok yakın dostlarım, sonrasında mesleğim gereği, hayatlarının en anlamlı günlerini paylaştığım sırdaşlarım oldular.

Her doğumda, bebeklerini ilk gördükleri an gözlerinde beliren ifadelerle o kadınlar, bana dünyanın daha yaşanabilir bir yer olduğunu anlattılar.

Bazen, kendi doğurmadığı çocuklara anne yüreğini sonuna dek açan (www.anayuregi.org) annelerden öğrendim evrenin sırrını, bazense asla doğuramayacağı gerçeğini bir kenara bırakıp, karnında değil yüreğinde bir bebek, bir çocuk büyütmenin asaletini gördüm annelerde.

Bu akşam ben hayatımın ilk anneler günü hediyesini aldım. Üstelik henüz anne olmadığım halde. Kesinlikle benim o yaşlardaki hediye seçimimden bin kat (ve hatta bir milyon kat) başarılı bir seçimdi hediyelerim.

Aklımda aynı anda milyon tane cümle uçuşturan, başımı döndüren, mideme kramplar girmesine, burnumun direğinin sızlamasına neden olan şey paketi aldığım an gözüme ilişen, üzerindeki notta yazanlardı.

Dünyanın çocukların etrafında dönmesi gerektiğine inanan, işi gücü aklı fikri onlarda olan ve onlarla birlikte yaptığı her işte kendini tazelenmiş hisseden biri olarak, bu benim için çok anlamlıydı.

Seneler evvel (ikidir adını anıyorum, kendini, sohbetini pek özlediğim) sevgili hocamın bana yazdıklarıyla bitirmek istiyorum.

“Kaç yaşında olursanız olun ve hangi işte çalışıyorsanız çalışın: İster öğrenci, ister ev kadını, ister başka bir işin emekçisi; ister sadece yaşam savaşçısı... Evli veya bekar olun veya dul veya nişanlı, sözlü; hatta çocuk... Bu dünyayı güzelleştirensiniz: Kadın! Ana olsanız da henüz olmasanız da hiç olmayacak olsanız da, Cennet biraz da namusun ta kendisi olan alın terinize saygıdan ve emeğinizin ödülü olarak ayaklarınızın altına serilmiştir; öyle inanıyorum. Annemin, eşimin, kızımın, kız kardeşimin, kız torunumun... ve sizin varlığınız mutluluğumdur. Bütün insanlık gibi ben de gölgenizde yaşıyorum.
Sizlere sonsuz sevgi, saygı, minnet!”

Yüreğimizdeki çocuk(lar) hiç terk etmesin bizleri…

 

Alev Durmuşoğlu
08.05.2009